Kitap Kafka'nın büyük aşkı Milena'ya yazdığı mektuplardan oluşuyor. Kafka'nın ölümünden sonra yakması için arkadaşına verdiği mektuplar, arkadaşı tarafından kitap haline getirilmiş.
Sadece Kafka'nın Milena'ya gönderdiği mektuplara yer verilirken, Milena'nın mektuplarının nerede olduğu bilinmiyor. Bu nedenle bir tarafı eksik kalıyor bu hikayenin ve tek taraflı oluşu anlaşılmayı güç kılıyor. Sadece Kafka'nın mektuplarından oluşması biraz okumayı zorlaştırıyor. Bir yere kadar Milena'nın yazdıklarını tahmin etmeye çalışıyoruz.
Milena ve Kafka 1920 yılında tanışıyorlar. Milena bir çevirmen ve gazeteci olarak Kafka'nın öykülerini Çekçe'ye çevirirken ilişkileri arkadaşça başlıyor ve zaman içerisinde büyük bir aşka dönüşüyor. Milena'nın bir muhabirle evli olması, Kafka'nın ise birlikte yaşayacakları evi bile tuttuğu Julie ile nişanlı olması ilişkilerini yasak aşk yapıyor.
Milena ve Kafka'nın mektuplaşmaları yaklaşık 5 yıl sürüyor. Bu süre içerisinde sadece 3 kez görüşüyorlar. Mektuplarında hemen hemen her konuda konuşuyorlar. Özellikle farklı zamanlarda ikisinin de verem hastası olmaları sık sık mektuplarında yer buluyor. Bazı günler birkaç kez mektup gönderirlerken birbirlerine, bazen günlerce konuşmadıkları oluyor. Özellikle Kafka'nın sürekli değişen ruh hali, kararsızlıkları, karamsarlığı, güvensizlikleri hayatı hakkında farklı yönlerini öğrenmemize neden oluyor.
Kafka nişanlısından ayrılıyor ancak Milena kocasını bırakamıyor. Milena'nın arada kalmışlığı kocası ve Kafka arasında gelip gidişleri, mektuplarını okuyamasak da Kafka'nın yazdıklarından kendini belli ediyor. Birbirleri olmadan yapamadıkları gibi bir araya gelmemek için de özen gösteriyorlar. Milena ve Kafka arasında geçenler günümüzde sıradan gibi gelsede yazıldığı dönem düşünüldüğünde tutkulu bir aşk öyküsü aslında. Tutkulu bir yasak aşkta diyebiliriz.
Kafka'nın kendine özgü üslubu bu mektuplarda fark edilse de, yazılış amacı çok farklı olduğu için edebi değeri sorgulanamaz diye düşünüyorum. Mektuplarının yakılmasını istediğine göre hiç bir zaman ortaya çıkmasını istememiş olsa gerek. Bu şekilde kitap haline getirilmesi ne derece doğru bilmiyorum ama iyi ki okumuşum diyerek bitiriyorum.
En önemli eseri kabul edilen Dönüşüm hakkındaki düşüncelerime buradan ulaşabilirsiniz.
Sadece Kafka'nın Milena'ya gönderdiği mektuplara yer verilirken, Milena'nın mektuplarının nerede olduğu bilinmiyor. Bu nedenle bir tarafı eksik kalıyor bu hikayenin ve tek taraflı oluşu anlaşılmayı güç kılıyor. Sadece Kafka'nın mektuplarından oluşması biraz okumayı zorlaştırıyor. Bir yere kadar Milena'nın yazdıklarını tahmin etmeye çalışıyoruz.
Milena ve Kafka 1920 yılında tanışıyorlar. Milena bir çevirmen ve gazeteci olarak Kafka'nın öykülerini Çekçe'ye çevirirken ilişkileri arkadaşça başlıyor ve zaman içerisinde büyük bir aşka dönüşüyor. Milena'nın bir muhabirle evli olması, Kafka'nın ise birlikte yaşayacakları evi bile tuttuğu Julie ile nişanlı olması ilişkilerini yasak aşk yapıyor.
Milena ve Kafka'nın mektuplaşmaları yaklaşık 5 yıl sürüyor. Bu süre içerisinde sadece 3 kez görüşüyorlar. Mektuplarında hemen hemen her konuda konuşuyorlar. Özellikle farklı zamanlarda ikisinin de verem hastası olmaları sık sık mektuplarında yer buluyor. Bazı günler birkaç kez mektup gönderirlerken birbirlerine, bazen günlerce konuşmadıkları oluyor. Özellikle Kafka'nın sürekli değişen ruh hali, kararsızlıkları, karamsarlığı, güvensizlikleri hayatı hakkında farklı yönlerini öğrenmemize neden oluyor.
Kafka nişanlısından ayrılıyor ancak Milena kocasını bırakamıyor. Milena'nın arada kalmışlığı kocası ve Kafka arasında gelip gidişleri, mektuplarını okuyamasak da Kafka'nın yazdıklarından kendini belli ediyor. Birbirleri olmadan yapamadıkları gibi bir araya gelmemek için de özen gösteriyorlar. Milena ve Kafka arasında geçenler günümüzde sıradan gibi gelsede yazıldığı dönem düşünüldüğünde tutkulu bir aşk öyküsü aslında. Tutkulu bir yasak aşkta diyebiliriz.
Kafka'nın kendine özgü üslubu bu mektuplarda fark edilse de, yazılış amacı çok farklı olduğu için edebi değeri sorgulanamaz diye düşünüyorum. Mektuplarının yakılmasını istediğine göre hiç bir zaman ortaya çıkmasını istememiş olsa gerek. Bu şekilde kitap haline getirilmesi ne derece doğru bilmiyorum ama iyi ki okumuşum diyerek bitiriyorum.
''Senin var olduğunu ve senin olduğun yerde, bütün öteki şeylerin yok olduğunu anlatmaya çalıştım.''
''Mesela neden senin odanda duran, sen sandalyende ya da çalışma masanda otururken, uzanırken, ya da uyurken, seni bütünüyle gören mutlu bir dolap değilim? Neden değilim?''
''Ah Milena Ah! Üstümdeki paltoyu dahi taşımaya üşenirken ben, bu dünyanın yükünü sırtımda nasıl taşıyayım?''
En önemli eseri kabul edilen Dönüşüm hakkındaki düşüncelerime buradan ulaşabilirsiniz.







