Şehrin Delikanlısı Kutudaki Son Kibrit Çöpü

Pazar, Haziran 11, 2017

Kutudaki Son Kibrit Çöpü Konusu
Emrah, anne ve babasının tek çocuğu olarak dünyaya geliyor ve amcasının erken ölümüne kadar normal bir çocukluk geçiriyor. Amcasının ölümünden sonra babası bu olaydan çok etkileniyor. Yüzü asla eskisi gibi gülmüyor. Oğlunun da sonunun kardeşi gibi olmasını istemiyor. En küçük hatalarında dahi oğlunu döverek cezalandırmayı seçiyor. Emrah çocukluğunu çalışarak geçirmek zorunda kalıyor. Babası oğlunun asla boş boş gezerek zamanını geçirmesine izin vermiyor. Böylece kardeşi gibi serseri olmaz ve onun gibi erkenden ölmez sanıyor.

Ancak hiç bir şey babasının umduğu gibi olmuyor. Bu baskı ve şiddet Emrah'ı daha hırçın bir çocuk haline getiriyor. Küçük bir çocukken uğradığı taciz ve sonra hayatına bir şekilde giren kadınlar hata üzerine hata yapmasına neden oluyor.

''Günahla tanıştığımda ergenlik döneminde bile değildim. Ellerimi günaha uzattığımda daha sevap ve günah defterim bile açılmamıştı. Ben ergenliği bekleyemeden günah defterimi kendim satın almış ve yazmaya başlamıştım. Belki de onu çalmıştım.''

Liseye geçtiğinde özel bir okula yazdırılıyor. Oğlunun güzel bir okulda iyi bir eğitim almasını istiyor. Babası, oğlu için kurduğu hayallerin tek tek gerçekleşmesi için elinden geleni yapıyor ancak baba baskısı ve ergenlik döneminin de etkisiyle Emrah yaptığı bir hata sonucu okuldan atılıyor. 

Ceza olarak çalışmak için Trabzon'a gönderiliyor ve tekrar zor günler başlıyor. Cebinde tek kuruş parası olmadan aylarca çalışıyor ve babası biraz sakinleştikten sonra Ankara da bir yatılı okula kaydı yaptırılıyor. Böyle zamanlarda en çok annesini özlüyor. Bir tek onun için üzülüyor. Ailesini görmek için geliyor ve bir lunapark da çalışmaya başladığı sırada Bahar'la tanışıyor. Zor da olsa babasını Bahar'ın okuduğu okula gidebilmek için ikna ediyor. 

Bahar'a aşık oluyor. Bambaşka biri olmaya hazır olduğu sırada olaylar öyle bir hal alıyor ki Bahar ve Emrah kendi hayat şartları içerisinde bir türlü bir araya gelemiyorlar. Emrah bir kere daha çok geç kaldığını anlıyor. Bir yandan da hayat devam ediyor.

''Sen ne kadar çabalarsan çabala, geç kalmayı affetmiyordu. Sen istediğin kadar mücadele et. Doğru zamanda, doğru yerde olmadığın zaman hayat sana tokadını vuruyor.'' 

Benim Yorumum
Kitaba güzel bir başlangıç yaptım ancak Bahar'ın hayatına girdiği bölümlere kadar biraz zor ilerledim. Bunun nedeninin çocukluğunda uğradığı cinsel taciz olayıyla başlayarak, okuldaki kız arkadaşlarıyla ve hatta evli bayanlarla girdiği ilişkilerin arka arkaya ayrıntılı bir şekilde anlatılmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Bu aşamada Emrah'ın duygularını odaklanarak okunmalı. Altında yatan nedenler iyi gözlemlenmeli. Bahar'ın hayatına girmesinden sonra hayatında, düşüncelerinde ve değerlerindeki değişikliklerin okunmaya değer olduğunu göreceksiniz.

Emrah'a bazen kızdım bazen hak verdim. Zamanın onu nasıl olgunlaştırdığını bu satırlarda tek tek okudum. İsyanı, öfkesi, nefreti, aşkı görülmeyecek gibi değildi ancak kimse görmedi. Gururundan, o dimdik duruşundan en zor anlarda dahi vazgeçmedi. Hatalarından kaçmak yerine, yaptığı hataların bedelini tek tek ödedi.

Yazarın geçmişini böyle dürüstçe, samimi ve tüm açıklığı ile yazabilmesi tek başına dahi etkileyici.
Kitabın biraz küfür içerdiğini söylemeliyim. Beni rahatsız etmedi. Tam aksine bana daha samimi geldi dili. Rahatsız edici boyutlarda olmasa da, yazarın bazı bölümlerde kendini tekrarladığını düşünüyorum.

Son olarak kitap ve kapak tasarımını beğendim ben. Ayrıca kitabın ismi ve arka kapak yazısını ilk okuduğumda etkileyici bulmuştum. Kitabı okuduktan sonra da aynı düşüncedeyim.

Kutudaki Son Kibrit Çöpü, Kasım 2016 yılında Dokuz Yayınları tarafından yayınlandı ve ikinci kitabı da kısa süre içerisinde çıkacak gibi gözüküyor. Buraya kadar okuduysanız ve konusu da ilginizi çektiyse keyifli okumalar.

Yazarın ikinci kitabına buradan ulaşabilirsiniz.

Bunlarda İlginizi Çekebilir

4 yorum

  1. Yazını sonuna kadar okudum ve konusu da ilgimi çekti ama gençlik romanı gibi geldi bana. Yanılıyormuyum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında tam olarak gençlik romanı diyemem. Gençlik romanı deyince belli bir grup yaş aralığına hitap eden kitap türü gibi geliyor bana. Fantastik, Bilim-kurgu, macera dostluk tarzında yazılmış kitaplar. Yanlış mı düşünüyorum bilmiyorum. Burada karakterin yaşadıkları, hayata bakış açısı, kendini ifade ediş şekli, hikayenin gerçekliği ve yazarın dili pek bu duruma olanak vermiyor.

      Sil
  2. hımmm değişikmiş evet okunmasa da olur gibi gibi :)

    YanıtlaSil

Google+ Followers

Facebook

Subscribe