Kitapların da genellikle hastalarının yaşadığı deneyimlerden yani gerçekte tıbbı vakalara dayanarak olayları Edebiyata dayalı olarak yorumlayan İngiliz nörolog ve yazar Dr. Oliver Sacks'a ait olan bir kitap Karısını Şapka Sanan Adam'dan bahsedicim.
Bilindiği gibi yazar 82 yaşında Ağustos 2015 yılın da kanserden ölmüştü. Geriye ise basılmış 13 kitap bıraktı.
Kitabın için de 24 hastanın yaşadıkları, testlere verdikleri cevaplar anlatılmakta ve çok ilginç vakalardan oluşmakta. Kitap Kayıplar, Aşırılıklar, Seyahatler ve Basitin Dünyası olarak 4 bölüme ayrılmış.
Kitaba ismini de veren ilk hasta ise bir müzik profesörü olan Dr. P. Üniversite de ders veren yetenekli biri. Ancak zaman la bir şeylerin ters gittiğini fark ediyor. Belirgin özellikleri olmayan öğrencilerini tanıyamıyor. Yüzler farklılaşıyor. İnsanları bazen yürüyüşüne göre bazen de ses tonlarıyla ayırt edebiliyor. Esprili ve konuşkan olması kaldığı zor durumlardan kurtarıyor onu. Etrafındaki insanlar onun şaka yaptığını düşünüyor. Bir şeylerin ters gittiğini anlayan Dr. P bir nörolog'la tanışıyor. Nörolog ilk başta bir sorun olmadığını düşünüyor ancak sonra bazı testlerden geçirmesi gerektiğini anlıyor. Eline bir gül veriyor ve onu tanımlamasını söylüyor. Sonra bir eldiven veriyor. Duyduğu cevaplar ise duyması gereken cevaplar olmuyor. Sonra karısını yanında getirdiği şapka sanıyor ve karışını kafasından tutup giymeye şapka gibi giymeye çalışıyor. Sonra evine gidiyor ve evinde de bazı testler uyguluyor. Evindeki duvarlarda asılı yakınlarıyla çekilen fotoğraflar da bir çok kişiyi ayırt edemiyor mesela. Sonra aynı zaman da iyi ressam olan Dr. P kendi yaptığı resimlerde hastalık ilerledikçe farklılık gösteriyor. Hastalık ilerlemeden önce somut iken, hastalık ilerlemeye başladığın da soyutlaşıyor.
Görsel bütünlük olmadığı taktirde ne durum da oluyor insan. Dr.P ise bu durumu müzikle birlikte yenmeye çalışıyor. Hayatını aynı şekilde yaşamaya devam ediyor.
Kitabın için de bunun gibi bir çok ilginç hasta var. Bu konulara biraz ilginiz var okumalısınız. Ayrıca yabancı bir çok kelime olsa da bunlar herkesin anlayabileceği bir şekil de anlatılmış. Aynı zaman da akıcı bir şekilde hikayeleştirilmiş. Umarım sizde beğenirsiniz.
Bir önceki yazım olan Babamı Beklerken kitap yorumuma buradan ulaşabilirsiniz.
Bilindiği gibi yazar 82 yaşında Ağustos 2015 yılın da kanserden ölmüştü. Geriye ise basılmış 13 kitap bıraktı.
Kitabın için de 24 hastanın yaşadıkları, testlere verdikleri cevaplar anlatılmakta ve çok ilginç vakalardan oluşmakta. Kitap Kayıplar, Aşırılıklar, Seyahatler ve Basitin Dünyası olarak 4 bölüme ayrılmış.
Kitaba ismini de veren ilk hasta ise bir müzik profesörü olan Dr. P. Üniversite de ders veren yetenekli biri. Ancak zaman la bir şeylerin ters gittiğini fark ediyor. Belirgin özellikleri olmayan öğrencilerini tanıyamıyor. Yüzler farklılaşıyor. İnsanları bazen yürüyüşüne göre bazen de ses tonlarıyla ayırt edebiliyor. Esprili ve konuşkan olması kaldığı zor durumlardan kurtarıyor onu. Etrafındaki insanlar onun şaka yaptığını düşünüyor. Bir şeylerin ters gittiğini anlayan Dr. P bir nörolog'la tanışıyor. Nörolog ilk başta bir sorun olmadığını düşünüyor ancak sonra bazı testlerden geçirmesi gerektiğini anlıyor. Eline bir gül veriyor ve onu tanımlamasını söylüyor. Sonra bir eldiven veriyor. Duyduğu cevaplar ise duyması gereken cevaplar olmuyor. Sonra karısını yanında getirdiği şapka sanıyor ve karışını kafasından tutup giymeye şapka gibi giymeye çalışıyor. Sonra evine gidiyor ve evinde de bazı testler uyguluyor. Evindeki duvarlarda asılı yakınlarıyla çekilen fotoğraflar da bir çok kişiyi ayırt edemiyor mesela. Sonra aynı zaman da iyi ressam olan Dr. P kendi yaptığı resimlerde hastalık ilerledikçe farklılık gösteriyor. Hastalık ilerlemeden önce somut iken, hastalık ilerlemeye başladığın da soyutlaşıyor.
Görsel bütünlük olmadığı taktirde ne durum da oluyor insan. Dr.P ise bu durumu müzikle birlikte yenmeye çalışıyor. Hayatını aynı şekilde yaşamaya devam ediyor.
Kitabın için de bunun gibi bir çok ilginç hasta var. Bu konulara biraz ilginiz var okumalısınız. Ayrıca yabancı bir çok kelime olsa da bunlar herkesin anlayabileceği bir şekil de anlatılmış. Aynı zaman da akıcı bir şekilde hikayeleştirilmiş. Umarım sizde beğenirsiniz.
Bir önceki yazım olan Babamı Beklerken kitap yorumuma buradan ulaşabilirsiniz.




