Orhan Kemal - Baba Evi

Çarşamba, Haziran 07, 2017

Orhan Kemal'ın okuduğum ilk kitabı Evlerden Biri adlı romanıydı. Bu kez Küçük Adamın Romanı serisinin ilki olan Baba Evi'ni okuma fırsatı buldum. Serinin devamını Avare Yılları ve Cemile adlı  kitapları oluşturuyor. Bu kitabından sonra okuyacağım kitap büyük ihtimalle Serseri Milyoner adlı kitabı olacak ve sonra tekrar Küçük Adamın Romanı serisine devam edeceğim. Birbirinden bağımsız olarak da okunabileceği gibi yorumlar okusam da sırasıyla okumak tercihin gibi gözüküyor.

BABA EVİ KONUSU
Adını öğrenemediğimiz baş karakter Balkan göçmeni büyük bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geliyor. Doğduğu yıl babası Çanakkale Savaşında olduğu için dedesi bir oğlunun olduğunu telgrafla bildiriyor.

''Ben de dehr'in sitemin çekmeğe geldim dehr'e!''

Büyük bir evde kalabalık bir ailede geçiyor çocukluğunun bir dönemi. Babasının baskıcı yapısı, dayakla sağlamaya çalıştığı otoritesi olmasa her şey yolunda. Kendisi gibi başarılı bir okul hayatı olsun istiyor oğlunun. Küçük yaşta gösterdiği başarıların aynısını oğlundan da bekliyor.
Böyle geçen günlerin ardından yaşadıkları şehir düşman işgaline uğruyor. İç Anadolu'ya doğru yola çıkıyorlar ve Konya'ya yerleşiyorlar. Babası Kurtuluş Savaşına katılmak için şehirden ayrılıyor. Kardeşleri ve annesiyle, babasının yokluğunu fırsat bildikleri daha rahat bir dönem başlıyor.
Eski bir öğretmen olan annesi, babasının tam tersi bir karaktere sahip. Herkesle iyi anlaşan, kimseye yukarıdan bakmayan kişiliği ile herkes tarafından sevilen biri.

''Onun varlığında bana evimin dağılmamasını temin eden bir tılsım var gibi geliyor. Onu sevmediğim, ondan korktuğum, ondan süratle uzaklaşıp kurtulmak için can attığım halde, onu gene de, sırtımı dayadığım bir ağaç, yahut uçurumun kenarında sıkı sıkıya tutunduğum sağlam bir meşe dalı kadar kuvvetli buluyorum.''

Bir süre sonra yolları bir şekilde Adana'ya düşüyor ve baş karakterin en mutlu günleri de burada geçiyor. Cumhuriyetin kurulmasıyla baba Atatürk'ü hedef alan faaliyetlerde bulunuyor. Bu nedenle ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor. Beyrut'a yerleşiyor. Kısa süre sonra ailesini de yanına alıyor. Farklı bir dil, bambaşka bir kültür içerisinde yaşam mücadeleleri bu şekilde başlamış oluyor.
Baba Avukatlık olan mesleğini yerine getirmek istiyor. Ancak kanunlar bunu izin vermiyor. Ellerinde kalan son parayla bir Lokanta açıyorlar ve Kardeşi Niyazi ile burada çalışmaya başlıyorlar. Bir süre sonra lokantada işler yolunda gitmiyor ve batırıyorlar.

''Gözlerim ayakkabılarıma kaydı, yanları patlamıştı. Bu tür postalları olan birinin hiçbir kızı sevmeye hakkı olmayacağını düşündüm.''

Babasının üzerindeki baskısı ise halen devam ediyor. Üstelik artık işsiz ve bir mülteci olarak iş bulmak çok daha zor. Bir yandan vatanına geri dönmek istiyor. Diğer yandan geçim sıkıntısı içinde fakirlik ve açlıkla boğuşuyorlar.
Babasını bir şekilde ikna ediyor. Vatanına ailesini arkasında bırakarak geri dönüyor. Baba baskısından kurtulmuş ve kendi kararları doğrultusunda hareket edebileceği hayatı da bu şekilde başlıyor.

''Ey açlık! Seni midemde, iliklerimde, kanımın küreyvelerinde duydum. Ve sen, benim iyi, benim şefik ve rahim olan soyum, insan soyu, sen ebedi tokluğu fethedeceksin!''

BENİM YORUMUM
Romanın kahramanı adını vermeden anlatıyor dediğime bakmayın. Bu kitap Orhan Kemal'in kendisi ve çevresindeki insanların hayatını anlattığı serinin ilk kitabı. Kendi hayatından çok ciddi etkiler taşıyor olması çok daha farklı bir gözle, merak içinde okumamın nedeni. Devam kitaplarını da en kısa sürede okumayı düşünüyorum.

 Devam eden milli mücadele yıllarının ardında açlığı, yoksulluğu, Türk insanının acılarını ve özlemlerini anlatıyor Orhan Kemal, Baba Evi adlı romanında. İnsanlığın en büyük sorunlarına değiniyor tek tek. Toplumsal sorunları, aile bağlarını ve eğitimin önemini vurguluyor. Açlığın birey ve aile üzerindeki etkilerini kendine özgü bir dille, sıcacık, sade ve akıcı bir üslupla anlatıyor. Özellikle yaşanılan dönemin kültürel, dini, ekonomik ve sosyal yapısına ışık tutuyor.

Bunlarda İlginizi Çekebilir

12 yorum

  1. Çok az okumuşumdur nedense Orhan Kemal'i. Bilinçli değil elbette. Tamamen tesadüf, rast gelememe.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende senin gibi çok okumadım. Yeni yeni başlıyorum diyelim :)

      Sil
  2. Yazarın dili kullsnış biçimini seviyorum ama bu kitabını okumaktım.Benim ailemde balkanlardan göçtüğü için konusu daha da ilgimi çekti.Emeğinize sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında Balkanlarla ilgili hiç bir şey yok diyebilirim. Sadece küçük bir yerde geçiyordu yanlış hatırlamıyorsam :) Ama ben çok etkilendim. :) Okumanı isterim :)

      Sil
  3. Okuduğum ilk Orhan Kemal kitabıydı fakat beğenmem harici nasıldı hatırlamıyorum 😅 Cemile 3. kitap mıymış, seri olduğunu bilsem de 3 . kitabın o olduğunu bilmiyordum 😀

    Hatta Ekmek Kavgası kitabını yeni bitirdim. Türkiye'nin en iyi yazarlarından ☺

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet öyleymiş :) Bende yeni öğrendim sayılır aslında :) iki kitabı da okumayı çok istiyorum bakalım :) Sana katılıyorum en iyi yazarlardan biri :) Şu anda da elimde Serseri Milyoner var. :)

      Sil
  4. Yorumu bile beni etkiledi, kütüphaneye bakacağım belki kitabı bulabilirim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benimde kütüphane den bulup okuduklarımdan :) Bulursan mutlaka okumalısın :)

      Sil
  5. Orhan Kemal hiç okumamışım ben:( Kaleminize sağlık... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Okumanı isterim :) Bende çok geç kaldım okumak için :) Daha önce okumaya başlasaydım keşke diyorum :)

      Sil
  6. Orhan Kemal'in Eskici ve Oğulları kitabını okumuştum hoşuma gitmişti. Bu da güzele benziyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buda güzel :) Beğendiyseniz bu kitabını da okumanı isterim :)

      Sil

Google+ Followers

Facebook

Subscribe