Romanı okumaya karar verdiğimde farklı yazarlar tarafından yazıldığı için hikayede kopukluklar olabileceği düşüncesine kapılmıştım. Bölümler arasında yazarların dili, anlatımları gibi sebeplerden kaynaklanabilecek kopukluklar olabilir ve asıl anlatılmak istenilen hikayeden uzaklaşabileceğimi düşünmüştüm. Ancak beklediğim gibi olmadı bölümler arasındaki geçişler güzeldi ve hikaye akıcı bir şekilde ilerledi.
Kitap ilk olarak Dedektif Nunn'un günlüğü ile başlıyor. Dedektif Nun on sene önce bir davayı incelemiş ve bu dava sonucunda yargılanan Rosemary Thomas, suçlu bulunarak idam edilmiştir. Rosemary Thomas kocasını vahşi bir şekilde öldürmekle suçlanmıştır. Ancak Dedektif Nunn dellillerin tamamı Rosemary Thomas'ı göstermesine rağmen katilin bir başkası olabileceğine inanmaktadır. Dedektif idamına engel olamamış ve vicdan azabıyla günleri geçmeye başlamıştır. Bu nedenle eşiyle ayrılmış ve işini de kaybetmiştir. Aradan on yıl geçer ve Rosemary Thomas için bir anma töreni düzenlenmesine karar verilir. Bu anma törenine davetli olan kişiler on yıl önce Rosemary Thomas ve eşinin çevresinde bulunan kişilerden oluşmaktadır. Anma töreni aynı zaman da dedektif'in asıl katili bulabilmek için son şansı olacaktır. On yıl önce kocası Christopher Thomas'ı vahşi bir şekilde öldürüp cesedini bir mekanizmanın içine koyarak müzeye yollayan Rosemary Thomas için bir anma töreni yapılacak olmasına kimse anlam verememektedir.
Kitap da günlüklere, polis raporlarına yer verildiği gibi Rosemary ve Christopher Thomas'ın geçmişlerine de yer veriliyor. Bu satırları okurken Christopher Thomas'dan nefret ediyor ve bu adam zaten ölmeyi çoktan hakketmiş diye düşünüyorsunuz. Karısının parasıyla bir yerlere gelen ve kadın düşkünü bir adam olarak çıkıyor karşımıza.
Adalet bir polisiye romanı olmasına rağmen sonunda katili bulma çabası içerisine girme ihtiyacı duymadığınızı söylemeliyim. Hikayenin akışı daha fazla ön plana çıkıyor. Aynı zaman da kitabın sonu sizi şaşırtmıyor. En azından beni şaşırtmadı. Çok heyecanlanmama rağmen sonuyla ilgili tahminlerimden birinin tuttuğunu söylemeliyim.
Son olarak roman Martı Yayınevin'den 2014 senesinde 432 sayfa olarak çıkmış ve Güneş Demirel tarafından çevirisi yapılmış.
Yazarlar:
Jeff Abbott, Lori Armstrong, Sandra Brown, Thomas Cook, Jeffery Deaver, Dıana Gabaldon, Tess Gerrıtsen, Andrew F. Gullı, Peter James, J. A. Jance, Faye Kellerman, Raymond Khoury, John Lescroart, Jeff Lındsay, Gayle Lynds, Phıllıp Marolın, Alexander Mccall Smıth, Mıchael Palmer, T. Jefferson Parker, Matthew Pearl, Kathy Reıchs, Marcus Sakey, Jonathan Santlofer, Lısa Scottolıne, R. L. Stıne, Marcıa Talley
Gişiş yazısı: Davıd Baldaccı




